Evlilikte ilk 5 sene…

Çift terapistliği yapan , Amerikalı Goodman çifti, evliliklerin ne kadar süreceğini ölçüyor.

Çiftler gidip oturuyorlar önlerine ve konuşmaya başlıyorlar. Ve Goodman çifti bu çiftlerin ilk 5 senede ayrılıp ayrılmayacaklarını ölçüyor.

%90-95 oranında da tutturuyorlar.

Evet gerçekten “vay be”…

Çiftlere belli sorular soruyorlar. O sorulara verdikleri yanıtlar, yanıtları verirken ses tonlarından vücut dillerine kadar her şeyi en ince detayına kadar ölçüyorlar.

Ve tüm sorularının, ölçümlerinin giderek tek bir dayanağa çarptığını görüyorlar. Metodları da bu dayanak üzerine…

Goodman çifti eşlerden birinin diğerine kendisini değersiz hissettirmesinin ilk 5 senede evliliği çökerttiğini düşünüyorlar. Zaten bunu da ispatlamışlar.

Değersiz hissettirmenin içerisinde 3 temel madde var;

-yokmuş gibi davranmak

-üste çıkmak

-küçümsemek

Araştırmalarında her evlilikte problem olduğunu görüyorlar, her evlilikte 10 konudan 7’sinde anlaşmazlığın var olduğunu tespit ediyorlar. Ama evlilikleri yürüyen çiftler bu anlaşmazlıklarda bir orta yol, bir şekilde kendi formüllerini buluyor, çaba harcıyorlar, onarıyorlar evliliklerini ve yollarına devam ediyorlar.

Fakat yürüyen evlilikler ile yürümeyen evlilikler arasındaki farklara baktıklarında, yürümeyen evliliklerde eşlerden birinin diğerini küçümsediğini ya da kendini üstün gördüğünü fark ediyorlar. Ve kanımca daha da kötüsü evde kimse yokmuş gibi davranıyorlar.

İş yerinizde birisine “yokmuş gibi” davranabilirsiniz, sevmediğiniz bir müdüre, iş arkadaşınıza, bazen bir akrabaya o sanki orada hiç yokmuş gibi hissettirebilirsiniz ama eşinize yokmuş gibi davranamazsınız. O vardır çünkü. Evdedir, ordadır ve kararların yarısında söz söyleme hakkı vardır.

Eşlerden biri, kendini diğerinden üstün görüyor ve bunu da her hali ile, hareketi ve/veya sözleri, davranışları ile gösteriyorsa o evlilik biter. Kimse egosu kendi boyundan büyük kişi ile uzun süre beraber olmak istemez.

Eşlerden biri diğerini devamlı küçümsüyor, yerli yersiz her fırsatta “ yapamayacağını” başına vuruyor, beceriksiz, akılsız olarak nitelendiriyorsa bir süre sonra o evlilik de biter. Kimse, kendini karşısında böcek gibi gördüğü, değersiz hissettirdiği biri ile uzun süre yaşayamaz. Oradan, ondan onun hatırlattıklarından kaçmak ister, uzağa çok uzağa atar kendini…

Hele evde varlığınız ile yokluğunuzun hiç bir anlam ifade etmediği, bir eşya kadar bile değeri olmayan, hatta negatif bile olsa size karşı hiç bir duygunun hissedilmediğini bildiğiniz bir ortamda yaşamak, zaten yaşamak değildir. Dünyanın en önemli duygusudur bence, kendini değerli hissetmek. Biri tarafından değerli hissedilmek. Karşındakinin bunu belli etme türü ne olursa olsun, sizi değerli hissettiriyorsa mutlu olursunuz. Bu dünyaya bir değer vermek, bir anlam katmak için gelir insan bunu yapamadığını hissetmek hiç hoş değildir ve insanı yoğun depresif duygulara sokar.

Evliliklerin de yürüyebilmesi için, o ilişki için çaba harcamak lazım, eşler kendilerini değerli hissetmeliler, birbirlerine bunu hissettirmeliler ve elbette iletişimi her koşulda sürdürmeliler, iletişim negatif de olsa, pozitif de olsa o iletişim sürmelidir. Hiç konuşulmayan, paylaşılmayan, kavga edilmeyen bir evlilik bitmeye mahkumdur zaten. Fiziksel olarak yan yana olsalar bile evlilik bitmiş demektir. Ya sorunlarını içlerine atıp susuyordurlar ya da zaten hiç sorun etmiyorlardır ki bu da karşısındakini özel biri değil de, “herkes gibi” gördüğünü gösteriyordur.

Mutluluğun temeli kendini değerli hissetmektir. Ve kendisini değerli hissettirdiğiniz kişinin, sizi de mutlu etmesi demektir.

Ve birlikte olduğunuz kişiden bunu beklersiniz, ona da bunu hissettirirsiniz.

Share Button